Baştan ifade edelim ki bu yazıdaki amacımız yapay zekadan önce var olan ve yapay zeka gelişmeleriyle birlikte daha bir ivmelenen büyük felsefi sorulara yanıt aramak değil, sadece kısa bir imkan ve tehdit değerlendirmesi yapıp, meşhur ve aynı zamanda alanının geliştirilmiş yapay zekalarını ve üretici şirketlerini tanımaktır.
İnsanlık her ne kadar yapay zeka alanında çok ileride sayılacak noktada olmasa da henüz bu işin başında sayılmayacak kadar da ilerleme kaydetmiştir. Bu kaydedilen ilerlemenin çeşitli alanların müşterek çalışmalarıyla daha da hız kazanacağı muhakkaktır.
 
Yapay zeka, insan yaşamının bu yüzyılda ve bundan sonraki yüzyıllarda nereye evrileceği hakkında bizlere umut verici ve umut verici olduğu kadar da korkutucu, ürpertici gelişmeler sunmaktadır. Yapay zeka tahmin edilmesi hiç zor olmayacak ütopyalarımızı gerçekleştirebilme imkanı sunduğu gibi distopyalarımızı da gerçekleştirebilme imkanı sunmaktadır. Başka bir ifade ile yapay zeka bir gün insanlığın refah seviyesini, mutluluğunu arttırabilecek potansiyele sahip olduğu kadar insanlığın sonunu getirebilecek bir potansiyele de sahiptir hatta günün birinde yapay zeka, spartaküs gibi kölelerin ayağa kalkıp insanları köleleştirmesi durumuna benzer bir durum yaratabilir. Bu Black Mirror dizisi takipçileri açısından idrak etmesi hiç de zor olmayan bir durumdur. Kaldı ki yakın zamanda kaybettiğimiz Stephen Hawking, Harari, Jack Ma, Elon Musk gibi bilim ve teknoloji pirlerinin ifadeleri işin nereye gidebileceği ve kapsamı hakkında herkese önemli veriler sunmaktadır. Yapay zekalı bir sentezleyici sayesinde sesini duyurabilen Hawking de “yapay zekanın insan ırkının sonunu getirebileceği” konusunda bazı uyarılarda bulunmuştu.
Biz insanlar nasıl ki bizde bulunan zekalarla, insana nispetle daha az zeki olan veya hiç zeki olmayan hayvanları evcilleştirmiş, onları ortadan kaldırmaya zekamızı araç kılmışsak, aynısını insandan daha gelişmiş bir zekanın yani yapay zekanın insanlara yapması gerçekleşmesi imkansız bir tahmin olmasa gerekir.
Burada şunu da ekleyelim, Elon Musk Mars’ta koloni kurma hayalleri olan ve bu düşü gerçekleştirmeye oldukça yakın olan, küresel ısınmayla mücadele amacıyla elektrikli otomobil üreten, yani teknoloji ile alakalı iyimser tablolar oluşturan bir isim ve o, teknolojinin diğer yüzü olan yapay zeka ile alakalı hiç olumlu bir gelecek düşünmediğini, aksine yapay zekanın insanlığın sonunu getirebileceğini düşünmektedir.
Başka bir yazının konusu olabilecek şöyle bir durum da söz konusudur: Belki de tüm bu pesimist söylemler esasında yapay zekaya güvensizlikten ziyade insana güvensizliğin bir neticesidir.
Şimdi gelin hep birlikte kısa bir imkan/tehdit değerlendirmesi yapalım.
Yapay zekanın umut verici taraflarından birisi, yapay zekanın insanların yoğun iş çalışmalarını üstleneceği ve böylece insana da yeterince boş vakit kalacağıdır. Böylece insan kendine daha fazla vakit ayırabilecek, fikri anlamda kendisini daha fazla geliştirebilecek ve böylece dünya medeniyetini daha da güzelleştirebilecek imkana kavuşmuş olacak.
Ancak dijital felaket tellallığı yapmadan yapay zekanın korkutucu olan tarafını anlatmak gerekirse, yapay zekanın modern kıyametin atlılarından birisi olabilme ihtimalini göz önüne almak gerekir. Modern kıyametin atlıları da nedir derseniz, modern kıyametin atlıları, insanın kendi eliyle kendi sonunu hazırlamasına sebebiyet verebilecek gelişmelerdir. Bunlar son teknolojik gelişmelerden önce aşırı nüfus artışı, kaynak kıtlığı, kirlenme ve nükleer savaştı. Son gelişmelerle birlikte bu mahşerin atlılarına yapay zeka da dahil olmuş oldu.
İşte bu korku ve ümidin tecessüm ettiği, yapay zekanın çift kutuplu yönünü konu mankenlerimiz olan Sophia ve Atlas temsil etmektedir.
Sophia, merhametli, müşfik ve sempatik görünümüyle çift kutbun olumlu tarafını temsil etmektedir. Böylece Sophia geleceği renklendirecek bir intiba uyandırmaktadır. Zira Sophia’nın arka planındaki yaratıcılığın böyle bir geçmişten gelmesi de bu intibaı güçlendirmektedir (Her ne kadar “İnsanlığı yok etmeyi planlıyor musun?” sorusuna “Evet ” yanıtı verse de).
Ancak yapay zeka çalışmaları Sophia ve onun arkasındaki yaratıcı beyinle son bulmadı ve bu çalışmalar tehlikeli suların kaptanlarına da nasip oldu. Silah ve savaş teknolojileri üreten beyinler de bu süreçlere dâhil oldu ve hatta bu çalışmaların katalizörleri oldukları da söylenebilir.
Sophia’ya karşın Atlas ise daha çok savaşçı, acımasız, duygularını bir kenara bırakmış bir asker izlenimi vermektedir. Sophia dış dünyada vatandaşlık almakta, insanlarla sıcak diyaloglar kurmaya çalışarak röportajlar vermekte, buna karşın Atlas ise dış dünyaya kapalı alanlarda antrenmanlar yapmakta, havada perendeler atmakta, kardiyo çalışmaları yürütmektedir.
İşte tüm bunlar insanları yapay zekanın bu çift kutuplu yönünü düşünmeye imkanları ve tehditleri değerlendirmeye sevk etmektedir.
Esasında yapay zekanın tehdit potansiyeline sahip olup olmaması da diğer “dört atlıda” olduğu gibi insanın kendi elinde olan bir şeydir. Yani insanın başına gelen, gelebilecek olan musibetler kendi elleriyle yaptıkları yüzündendir. Bu bağlamda dünyaca ünlü bilim-kurgu yazarı Isaac Asimov’un Runaround adlı hikayesinde bahsettiği üç robot yasasını düşününce insan aslında rahatlıyor. Bu yasalar ki robotların insanların efendisi olabilecek potansiyeline ket vurmaktadır. Ancak insanoğlunun bu yasaları kendi ürettikleri robotlara işleyecekleri ise koca bir muamma olarak önümüzde durmaktadır. Hem üç robot yasasını hatırlamak adına hem de Asimov’u anmak adına bu yasalara bir bakalım isterseniz;
  1. Robotlar, insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz.
  2. Robotlar, birinci kanunla çakışmadığı sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır.
  3. Robotlar, birinci ya da ikinci kanunla çakışmadığı sürece kendi varlıklarını korumak zorundadır.
Öncelikle insanlık bu yasalara riayet ederse yapay zekayı buna ikna etmek çok zor olmayacak ve yapay zekanın büyük oranda tehdit olma ihtimali ortadan kalkacak. (Eee ne demişler “İnsana yasa kabul ettirmek yapay zekaya hendek atlatmaktan zor.”)  Büyük oranda dedik zira henüz yapay zekanın kendi düşüncelerini üretebilmesi gibi bir konuya girmedik. Eğer bu başarılabilirse başka senaryolar ve robotunların/androidlerin riayet edeceği başka yasalar da geliştirmemiz icap edebilir.
Bu kısa, imkan ve tehdit değerlendirmesinden sonra konu mankenlerimiz olan Sophia ve Atlas adlı iki gelişmiş yapay zekayı ve bu zekaların arkasındaki büyük insan zekalarını tanıyacağız. Ancak bu tanışma faslı başka bir yazımızın konusu olsun zira bize ayrılan satırların sonuna geldik.
0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments