Hepimiz son yıllarda yapay zeka alanındaki gelişmelere fazlasıyla aşinayız. Medyanın da etkisiyle bu yapay zeka furyası hızlıca yayılıyor. Hemen hemen yedisinden yetmişine herkesin konuştuğu bir konu olma özelliğini bünyesinde barındırıyor. Bunun yanında teknolojik gelişmelerin diğer alanlarına nispetle yapay zekaya ilişkin devasa bir külliyat da oluşturuluyor. Böylece var olan ilgi katlanarak artıyor.

Tüm bu hızlı atılımlar, “Ne oluyor, bu gidiş nereye, neden insanlığın ilgisi yapay zekada yoğunlaştı?” gibi soruları çokça sormamıza neden oluyor. Aynı zamanda bu hızlı atılım süreci, yapay zekanın fırsatları ve riskleri hakkında pek çok soruyu da gündeme taşıyor.

kaynak: pixabay.com

Yapay zekaya olan yoğun ilgi, bu işlerle teknik anlamda ilgilenmeyen, magazinsel efektlerle bu alandaki gelişmeleri takip eden halk kitlelerinin gündemini oluşturduğu gibi, eğitim faaliyetleriyle uğraşan kurumların, tarım sektöründeki çeşitli kuruluşların, eğlence sektörüyle ilgilenen şirketlerin, bankacılık ve finans sektörlerindeki kuruluşların, sağlık alanında hizmet veren kuruluşların, savaş teknolojileri üreten kuruluşların ve daha sayamadığımız birçok çeşitli kurum ve kuruluşların radarlarına takılıyor.

Tüm bunlarla beraber, bu alandaki gelişmeler bir radara daha takılıyor ki onlar da devletlerin radarları. Bu ilk etapta garip karşılanmayacak, aksine bilimsel gelişmelere katkı sağlayacağı umuduyla sevinilecek bir durum gibi görünse de kamera arkasındaki işler pek öyle görünmüyor. Devletlerin yapay zekâ araştırmalarına yaptıkları ekonomik yatırımlara bakmak, daha şeffaf bir tablo ortaya koyuyor.

Yapay zekaya olan bu teveccühün iz düşümlerini eğitim, finans, reklamcılık, eğlence, tarım, savunma, ulaşım, güvenlik gibi sektörlerin birçoğunda görmek mümkün. Aşağıdaki infografik haritada, dünya üzerindeki yapay zeka girişimlerinin dağılımları görülmekte, şu an dünya üzerindeki bu yapay zeka girişimlerinin çoğu önemli bütçelerle kurulmuş şirketler tarafından yürütülmektedir. Bunların birçoğu devletlerle eş güdümlü olarak çalışmakta ve devlet bütçesinden ciddi paylar almaktadırlar.

Yakın geleceğimizi etkileyecek yapay zekâ çalışmaları, birçok sektörün ve bu sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin ilgi alanı halini almış halde. Öyle ki şirketlerin bütçelerinden Ar-Ge çalışmalarına ayırdıkları paylar, astronomik denilebilecek rakamlara ulaşmış bulunmaktadır. Aynı zamanda bu çalışmalar sadece özel şirketlerin çalışmalarıyla kalmıyor, dünya devletleri de bu alana ciddi yatırımlarda bulunmaktadır.

Örneğin geçtiğimiz aylarda AB, bilimsel araştırma, geliştirme ve yeni nesil projelere destekleri artırma adına daha önce oluşturulan Horizon 2020 programından yapay zeka alanına yatırım yapma kararı ile 1,5 milyar Euro yapay zeka çalışmalarına kaynak ayırdığını bildirmişti. Aynı şekilde ABD Eski Başkanı Obama döneminde ABD’nin yapay zeka alanındaki Ar-Ge çalışmalarına 1,1 milyar dolar tutarında yatırım yaptığını biliyoruz.

İşte tam da bu yatırımlar ve sektörel dağılım içerisinde devletlerin ve şirketlerin ortak çalıştığı alanlar dikkat çekmektedir. Şirket devlet birlikteliğinin sektördeki iz düşümü ve yapay zekânın maskenin arkasındaki yüzü olarak nitelendirdiğimiz alan savunma ve savaş teknolojileri alanlarıdır. Bu birliktelik insanlığı fazlası ile tedirgin etmektedir.

Zira bu sektörel dağılım içerisinde dünya devletlerinin ilgisini savunma ve güvenlik alanına dair yapay zeka gelişmeleri fazlasıyla celb etmektedir ve birçok devlet bu anlamda özel kuruluşlarla işbirliği içinde çalışmaktadır. Örnek vermek gerekirse, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon ile Google, Maven projesi kapsamında bir ortaklığa imza attı. Bu ortaklık kapsamında Pentagon, Google’ın teknolojik alt yapısını kullanarak yüz tanımadan konum takibine varıncaya kadar insansız hava aracı geliştirecek. Bir başka ifadeyle alt edilmesi imkansız bir savaş makinesi yaratılacak. Aynı şekilde pastadan pay almak isteyen İngiltere de özel bir kuruluş olan BAE Systems şirketi ile ortak çalışmaları sonucu gelişmiş özelliklere sahip yapay zeka içeren insansız hava aracı geliştirmekte.

Tüm bu yatırımlar göstermektedir ki yapay zeka alanındaki gelişmeler, gelişme hızını arttıracaktır. Özel kuruluşlar ve dahası devletler arasında bir rekabet ortamı katlanarak devam edecektir. Bunu tahmin etmek hiç zor olmamakla birlikte Rus lider Putin’in “Yapay zekada öncü olan dünyaya hakim olur!” şeklinde öğrencilere yaptığı bir konuşmasındaki bu ifadeler bunu açıkça göstermektedir.

Eskiden devletlerin üstünlükleri toprak ve ordu büyüklüğü ile ölçülürken bundan sonraki dönemlerde genelde sahip olduğu teknoloji, özelde ise sahip olduğu geliştirilmiş, üst düzey yapay zekalarla ölçüleceği bir gerçektir. Doğan bu rekabet ortamıyla, ayrılan bütçelerle beraber, yapay zeka ile ilgili veriler, donanımlar, öğrenme algoritmaları vb. de gerekli kritik hacme gelecek, alana ayrılan bütçeler artacak ve geliştirilmeyi bekleyen yapay zeka unsurları hızla geliştirilecektir. Bunun yanı sıra yapay zeka devletlerin jeopolitik dengelerini derinden etkileyecek bir potansiyel ile de gelişimine devam edecek, sadece alelade eğlenceli medya içeriği kıvamında kalmayacaktır. Devletler açısından ulusal güvenlik meselesine dönüşecek ve siber güç, fiziki güçten daha önemli bir hale gelecektir. Devletlerin jeopolitik konumlarını etkileyecek bu gelişmeler karşısında yapay zekanın kullanımına dair ölümcül silahlarda sınırlılık ve kontrollülük gibi esaslar takip edebildiğimiz kadarıyla hiç gündem olmamaktadır. Dolayısıyla gidişat kim kimden daha üstünse şeklinde yorumlanabilmektedir.

İşte tüm bunlar yapay zekanın sadece bir eğlence merakının veya bilimsel merakın bir ürünü olmadığının, eğlenceli medya içeriği ve magazin haberi gibi boyutlarından ziyade maskenin arkasındaki diğer yüzü ile de yapay zekanın gelişim gösterdiğinin ve bu yüzü ile tüm insanlığı tedirgin ettiğinin göstergesidir. Tüm bu gelişmeler karşısında bizlerin, yapay zekanın akıbetinin insanlığın yararına olmasını dilemekten başka bir yolu kalmıyor…

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
1 Yorum
Oldest
Newest Most Voted
Inline Feedbacks
View all comments
HÜSEYİN ŞAŞMAZ*UZUN
HÜSEYİN ŞAŞMAZ*UZUN
2 yıl önce

İnsanlığın geleceği konusu, iyiden iyiye gündeme oturmuş durumda.