Evcilleştirme deyiminin içinde birçok anlam saklıdır. Bunlardan hiçbiri evcilleştirmeyi tam anlamıyla tanımlamaya yeterli değildir. Evcilleştirme normal olarak insana yakınlaştırma veya alıştırma anlamına gelir. Ancak fok balıkları ve ayılar insana yakınlaştırılıp sirklerde kullanılabildikleri halde bunlara evcil hayvan denemez. Evcilleştirme aynı zamanda hayvanın büyümesinin ve üremesinin hiç değilse kısmen insan kontrolü altına alınması anlamını taşır; ancak kedi ve güvercin gibi hayvanları evcil kabul etmemize rağmen bunların üremeleri hatta büyümeleri genellikle insan kontrolünün dışındadır. Evcilleştirme deyimi insanın hayvan ürünlerini ve hizmetlerini kendi çıkarına ve amacına kullanmasını da kapsar, fakat insan bunu birçok vahşi hayvanla da yapar (kürk hayvanlarında olduğu gibi). Bu deyimle evcil hayvanların normal olarak insanların yaşadıkları yerlere yakın yerlerde yetiştirildikleri de kastedilir; ancak evlerimizde ve çevresinde yaşayan fare ve sıçanları evcil kabul etmeyiz. Buna karşılık ıssız steplerde yetiştirilen sığır ve koyunlar evcil kabul edilirler.

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi evcilleştirmeyi veya evcil hayvanı eksiksiz bir şekilde tanımlamak güçtür. Evcil hayvan en uygun biçimde ”insanlara ekonomik fayda sağlayan ve insan kontrolü altında yetiştirilip çoğaltılabilen hayvan” olarak tanımlanabilir. (1) Bu ise zooteknik bir tanımdır. Burada da akla kedi, köpek, kuş, akvaryum canlıları ve yeni yeni hayatımıza giren evde baktığımız pet hayvanları gelir. Bu hayvanlardan ekonomik yarar sağlamayız.

Evcilleştirme ve ehlileştirme çoğu yerde aynı anlama geliyormuş gibi kullanılmasına rağmen aynı şeyi ifade etmezler. Evcilleştirme uzun evrimsel bir sürece ve yapay seçilime dayanır. Ehlileştirme birey olarak canlının insana alıştırılması olayıdır.

Dünyada 4.000 memeli 10.000 kanatlı türü olmasına rağmen bunların sadece bir düzinesi  insanla evcilleşme ilişkisine girmiştir. Mağaralardaki taş oymalarından bildiğimiz kadarıyla eski Mısırlılar çok uğraştıkları halde sırtlan, geyik, ibeks (bir dağ keçisi) gibi hayvanları evcilleştirmeyi başaramadılar. (2)

Hayvanlar için evcilleştirilme sırası genellikle şöyle düşünülmektedir: “çöpçü” hayvanlar (köpek) muhtemelen ilk evcilleştirilenlerdi. İkinci grup vahşi halleri mevsimsel göçler sürdüren ve bu nedenle kendi de bir göçebe olan insanla bir derece ilişkiye giren göçebe hayvanlardı (koyun, keçi, ren geyiği). Bu hayvanlar insana avlanmanın yanı sıra kesim yoluyla da yiyecek sağlıyordu ve böylece insan yerleşimleri daha kalıcı oldu. Üçüncü grup, tarımla birlikte gelen yerleşik hayat ile evcilleştirilmiş sığır gibi hayvanlardı. Dördüncü grup ulaşım aracı olarak (yük hayvanı, binme ve çekme işleri için) evcilleştirilenlerdi (eşek, yaban eşeği, deve, at). At ve deve insan kullanımına en son giren hayvanlar olup, genel olarak kesim için kullanılmamıştır. (3)

İnsanlar kurdu büyük olasılıkla neden yaptığını düşünmeden evcilleştirdi. İnsan beslenmek üzere otoburların göçlerini izliyordu, kurt da öyle. Bundan dolayı birincinin, ikincinin avlanma tekniklerini gözlediği, onun izlediği hayvanların yoluna dikilip beklediği düşünülebilir. Buna karşılık kurt da, insan atıklarından yararlanmak üzere, kurulan çadırlara yaklaşmıştır. (6) Zamanla, iki grup arasındaki bağlar güçlendi, sonuçta insanlar ve erken evcilleştirilmiş köpeklerin birbirleriyle daha yakından etkileşime girip bağ kurdukları bir ilişkiye yol açtı.

Evcilleştirilen hayvanlar yabani atalarından şu bakımlardan farklı hale geldiler: Birçok tür boyut değişikliğine uğradı; evcilleştirilen inekler, domuzlar, koyunlar küçüldü, kobaylar irileşti. Koyunların ve alpakaların tüylerini dökmeyenleri, muhafaza edenleri seçildi, ineklerinse bol süt verenleri. Evcil hayvanların çeşitli türlerinin yabani atalarına göre daha küçük beyinleri ve daha az gelişmiş duyu organları vardır, çünkü yaban ataları gibi yaban yırtıcılardan kaçmak için güvenebilecekleri daha büyük beyinlere ve daha gelişkin duyu organlarına artık gereksinimleri yoktur. (4)

Dünyadaki evcilleştirilmiş hayvanların tümünü listelediğiniz zaman bulduklarınızla hayrete
düşüyorsunuz. Bilinen yaklaşık iki milyon vahşi hayvan türü var fakat bunların büyük
çoğunluğu insanlar tarafından hiç evcilleştirilmemiş. Çoğu böcek ve kemirgenin, insanlar için yararlı olabilecek bir kullanım alanı yoktur, bu yüzden bu hayvanları yetiştirmek için harcanan çaba boşa olur. Bazı kuşlar, balıklar ve sürüngenler evcilleştirildi fakat bunların çoğu yetiştirilmeye uygun değildi. Çoğu etobur için de aynısı geçerli, tehlikeli oldukları için değil, fakat onları beslemek için başka hayvanlar yetiştirmek durumunda olduğunuz için. Yetiştirmek için en uygun hayvanlar, büyük ot obur memeliler. Muhtemelen insanlar yıllar boyunca bu hayvanların hepsini evcilleştirmeye çalıştılar, genellikle başarısız oldular.
Afrikalılar sürekli çabalarına rağmen filleri asla evcilleştiremedi. Güney Asya’da bazı filler iş
hayvanı olarak kullanılıyor. Fakat bu amaç için yetiştirilmiyorlar. Bunun yerine filler vahşi
doğada yakalanıyor ve daha sonra terbiye edilip eğitiliyor. Olgunlaşması ve üreyebileceği yaşa gelmesi 5 yıl süren bir hayvan yetiştirmek ekonomik açıdan çok mantıklı değil. (4)

Evcilleştirmeye uygun olan hayvanlar yaşamlarının ilk ya da ikinci yılında doğum yapabilirler. Yılda bir, belki iki döl verirler, yani üreme potansiyelleri oldukça yüksektir. Davranışsal olarak sosyal hayvanlardır, yani erkekler, dişiler ve gençler hep beraber, grup olarak yaşarlar, aynı zamanda grup içinde bir hiyerarşiye de sahiptirler, eğer insanlar grubun liderini kontrol edebilirlerse tüm sürü üzerinde de kontrole sahip olabilirler. (4)

Evcil hayvanlar için bir başka önemli şart daha var. Bu hayvanların insanlarla iyi geçinmeleri gerekir. Bazı hayvanların mizacı çiftlikte yaşamaya uygun değildir. Potansiyel olarak bir at kadar kullanışlı olan zebra ideal bir evcil hayvan olabilirdi. Fakat Afrika’nın büyük avcıları ortasında evrilen zebralar ürkek ve tedirgin yaratıklar haline geldi. İnsanların terbiye edemedikleri bir doğaları oldu. Bu, zebraların hiçbir zaman bir sabana bağlanmamasının ya da savaşta kullanılmamasının sebebi olabilir. (4)

Karada yaşayan, 45 kilodan ağır 148 farklı yabani otobur hayvan var. Fakat bu 148 hayvandan başarılı şekilde yetiştirilenlerin sayısı sadece 14. Keçi, koyun, domuz, inek, at, eşek, çift hörgüçlü deve, Arap devesi, su sığırı, lama, ren geyiği, yak, yaban sığırı ve Bali sığırı. On bin yıl süren evcilleştirme ve sadece 14 hayvan. (4)

Hayvanların evcilleştirilmesi insanlığın tarihinde çok önemli bir yer tutar. Evcilleştirme ilk uygarlıkların, toplumsal ayrımların doğmasına yol açmış, ekonominin siyasetin, giderek askerliğin gelişmesini sağlamıştır.

Zaman içerisinde hayvanlara yönelik algı genişlemiş, besin olarak hayvan, gücünden yararlanılan hayvan veya evcil hayvan gibi sınıflandırmalar gerçekleşmiştir. Evcil hayvanlar, insan uygarlığı ve doğa arasında bir bağ olarak hizmet etmekte ancak bu bağ esnek olup diğer hayvanlar ve onların sahiplerine zararlı ve yararlı olma durumuna göre sosyal ve kültürel olarak inşa edilmektedir. Sadece hayvan olarak tanımlanan canlılardan, sevgili aile üyelerine dönüştükleri görülmektedir. İnsanlar, hayvanları beslenme ihtiyacını gidermenin yanı sıra duygusal gereksinimleri gidermek için de kullanmıştır. Hayvanlar arkadaş olarak insanlaştırılmış, bunun sonucunda hayvan, gerçek dünyasından ve davranışlarından uzaklaşmıştır. İnsanın endüstriyel üretimin dışında etkileşimde bulunduğu hayvanlar evde bakılan hayvanlardır. (5)

  1. Genel Zootekni – Prof. Dr. Cahit Yalçın, 41

2.Köpek Psikolojisi – Prof. Dr. Tamer Dodurka,44-45

3.Evcilleştirme Tarihine Kısa Bir Bakış

4.Tüfek, Mikrop ve Çelik, Jared Diamond

5.Tüketim Toplumunda Evcil Hayvan Sahiplenilmesi

6.Hayvanların En Güzel Tarihi, Pascal Picq, Jean-Pierre Digard, Boris Cyrulnik, Karie Lou Matignon.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir