İnsanı insan yapan nedir? Zeka mı? Pek çok hayvanda da var. Duygular mı? Onlar da… Öncülleri çeşitli hayvanlarda bulunsa da insanda karşılaştırılamayacak kadar üstün olarak bulunan dil belki… Bir de bilincimiz. Hayvanların pek çoğunda bilinç hayli belirsiz bir şekilde var. Bizim bilinç deyince genelde düşündüğümüz “bilinçli bilinç” aktif bir şekilde düşünerek kararlar alan bilincimiz ise, bizdeki haliyle sadece bize özgü.

Aynadaki kendimizi erken bebeklik dönemlerimizden başlayarak anlayabilmek, öleceğimizi bilmek, uzak geleceğimizle ilgili aktif ve karmaşık planlar yapabilmek gibi pek çok konu bilincimizin gelişmiş seviyesiyle ve bilinçli bir bilince sahip olmamızla ilgili.

Peki bilinci ne oluşturuyor? Ya da bilincin bilinçli bir bilinç ya da bilinçsiz bir bilinç olması gibi bir kavram düşünülebilir mi?

Bilincin ruhumuz ya da kendimiz dediğimiz şey olduğunu söylemek kolay ve ‘inanılabilir’ bir açıklama. Oysa bilimsel olarak bilinci tanımlayabilmek ve onu neyin oluşturduğunu net bir şekilde ifade edebilmek için yolun daha çok başlarındayız. Mesela beyinlerini bağlayan orta hatları çeşitli sebeplerle kesilen insanlarda rastlanan ayrık iki bilince aitmiş gibi görünen davranışlar kafa karıştırıcı. Ya da bilinç denilen şeyin aktif olarak devreye çıkmasından çok önce beynimizin yönettiği inanılmaz karmaşıklıktaki konular. Düşünün ki tek bir hücreden oluşmaya başlayan fetüste, hücreler bölündükçe nereye gidip neyi üreteceklerini biliyorlar. Bilinçli insanlar olarak benzerini bunca teknolojiye rağmen kolay gerçekleştiremeyeceğimiz bir etkinlik ve otomasyon becerisiyle hücreler endüstriyel çapta karmaşık bir iş olan beden oluşumunu gerçekleştiriyorlar ve bunu sadece insanlar değil her türlü hayvan hatta bitkiler bile yapıyor.

Solunum ve dolaşım sistemi gibi inanılmaz karmaşıklıktaki ve çalışmak için ileri derecede kimya, fizik vb bilgileri gerektiren sistemlerimizi yeni doğmuş bir bebek olarak bile yönetebiliyoruz. Ve yine tek hücreli hayvanlar bile bu tür yapıları hücre içi ve daha basit biçimde olsa da çalıştırıyorlar.

Sinir sistemi olan canlılar bedenleriyle ilgili çok üstün bir farkındalık duygusuna sahipler. Mesela beyniniz her bir ekleminizin uzaydaki yerine ilişkin çok karmaşık bilgileri her an işliyor. Denemek için gözlerinizi kapatıp işaret parmağınızla hızlı bir şekilde burnunuza dokunabilirsiniz. Bu hareketi böyle düzgünce yapabilmeniz normalde yüksek matematik becerileri gerektirir. Eklemlerinizin her birinin ilgili kasların ne kadar kasılıp gevşediği bilgisine dayalı olarak yerini tam olarak bilmeniz ve her an değişen konumla birlikte bu bilgiyi güncelleyip yönetmeniz anlamına gelir bu hareket. Ve bunu beyniniz bilinç dışı seviyede rahatlıkla yapabilirken bilinç seviyesinde bu hareketin bilimini ortaya koyabilmek için ileri mühendislik hesaplarına girmeniz gerekir.

Peki bilinçli bilincimiz bu durumda ne yapar? Çok karmaşık sistemlerimizi bile bilinç dışımızda yönetebiliyorsak, hayatımızdaki pek çok eylemi ve kararı aktif bir şekilde bilinçli olarak düşünmeden, otomatik pilotta gibi gerçekleştirebiliyorsak, bilinçli bilincimizin işi ne?

Bilinçli bir şekilde düşünüp almamız gereken kararları almak olabilir mi bu iş? Libet deneyi olarak adlandırılan çok meşhur bir deney bu konuda büyük soru işaretleri oluşturdu. İnsanların parmaklarını hareket ettirmeye karar verip sonra da hareket ettirmesi ile ilgili basit bir deney bu. Fikir olarak basit gibi görülen bu deney çok karmaşık sonuçlar doğuruyor: Binlerce kere de tekrar etseniz, parmağımızı hareket ettirmeye karar verdiğimiz andan 0,35 saniye kadar önce aslında beynimiz parmağın hareket sürecini başlatmış bulunuyor. Yani karar verdiğimizi düşündüğümüz an, bilinç dışımızda verilmiş bir kararı bilinç seviyesinde fark ettiğimiz an aslında.

Yazı boyunca size var olan ve bilinen bilgileri aktarmış oldum. Şimdi kendi özgün düşünceme geliyor sıra: Aslında parmağımızı ne zaman kıpırdatacağımıza milisaniyeler önce değil, belki de senelerce önce karar verdik.

Ne demek istiyorum?

Bence bilincin en önemli fonksiyonu karakteri şekillendirmek. Yani beynimizin otomatik pilot kısmının bazı davranışları nasıl gerçekleştireceğini o otomatik pilot yapısına öğretmek.

Ne kadar aceleci olduğumuz ne kadar rahat bir insan olduğumuz gibi konular, deney sırasında parmağımızı ne zaman kıpırdatmak isteyeceğimizi de belirleyen unsurlar.

Mesela belirli bir günde ne kadar yemek yiyeceğimiz konusunda kararı o gün mü veriyoruz? Hayır. Çünkü hemen hemen bütün günlerde ne zaman ve ne kadar yemek yiyeceğimizi alışkanlıklarımız belirliyor. Otomatik pilottaki yemek yeme karakterimiz nasıl öğretilmişse öyle davranıyor. Bilinç seviyesinde asla istemediğiniz halde direnemeyip yediğiniz onca tatlıyı düşünün. Siz o tatlılara direnememeye aylar belki yıllar önce karar verdiniz. Henüz davranış kalıbı çok oturmamışken daha özgürce verebildiğiniz ya da müdahil olabildiğiniz bilinçli kararlar vardı. Oysa otomatik pilotu eğittikçe bu tür kararlara bilinçli seviyede katılım şansınız giderek azaldı.

Yani demem o ki, kritik anlarda aldığınız kararların neredeyse tamamı çok daha önce alınmış kararlardır. Çünkü kritik anlarda bilinçli zihnin yavaş mekanizmalarıyla hareket etme lüksü yoktur beyninizin. Kritik olmayan pek çok anda da aldığınız kararların neredeyse tamamı çok daha önce alınmış kararlardır. Çünkü kritik olmayan bir konuda da özel bir sebep yoksa beyin otomatik pilotta hareket etmeyi uygun görür.

Kendiniz üzerine, karakteriniz üzerine düşünüp sakince kararlar verdiğiniz anlar… Öz farkındalığa kafa yorup kendinizde değiştirmek istediğiniz şeylerle ilgili kararlar aldığınız ve bunları minik minik uygulayıp otomatik pilotun yazılımını değiştirdiğiniz anlar… Gerçekten bilinç seviyesinde kararlar aldığınız, özgür iradenin gerçekten var olduğu biricik anlar onlardır. Hayatınızın kahır ekseriyetini oluşturan diğer bütün anlar, bu bahsettiğimiz anlarda alınan kararlar sayesinde özgür iradeye bağlantılandırılabilir.

Peki herkesin özgür iradesi var mıdır? Karakterini oluşturmak yönünde aktif bir çabası olmayan insanların iradesi kendi iradesi değil, karakterini oluşturacak kararları ve etkileri kimler gerçekleştirdiyse onların iradesidir. Yani öz farkındalığa kafa yorup kendi karakterinin oluşumu ve otomatik pilot yazılımının güncellenmesine emek sarf etmeyen bir insanın özgür iradesi yoktur.

Albatros Sayı 4, Eylül-Ekim 2018

Mustafa Acungil

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir