Yeni araştırmalar bir yalancıyı tespit etmede nasıl uzman olabileceğinizi gösteriyor

Bir yalancıyı yalnızca gerçeği konuşan, dürüst kişilerden ayırabilme yeteneğine pek çoğumuz sahip olmak istese de pek az kişi bu kabiliyete sahiptir. Küçükken çok iyi arkadaş olduğunuz çocukluk arkadaşınızı tanıyan biri olduğunu iddia eden biriyle konuşuyorsunuz ama size pek de doğru gelmiyor. Edinmeye çalıştığı kişisel bilgilerinizi sizin ya da ailenizin aleyhinde kullanması mümkün mü? Siz hakkınızda bilgi vermeye çekinirken artık görüşmediğiniz çocukluk arkadaşınızdan bahsetmeye başlarsa ne olur?

Genellikle insanlar, kandırıldıklarını tespit etmede iyi değillerdir. Tilburg Üniversitesi’nden Mariëlle Stel ve Leiden Üniversitesi’nden Eric van Dijk’in (2018) belirttiği gibi, “İnsanlar kandırıldıklarını anlayabilecekleri emareler hakkında yanlış inanışlara sahipler.” Ortalama bir insan, yalan söyleyen kişide gördüğü bu tarz emareleri endişe hali olarak düşünür, ancak yalancı insanlar söyledikleri yalanı iyi gizlerler, çok az sözsüz ipucu verirler. Aynı zamanda Hollandalı araştırmacılar insanların, yalancılar hakkındaki varsayımlarında haklı olabileceğini ancak bunun yerine, birisinin yalan söylediğini düşündüren davranışsal belirtilerin o kadar güçlü olmadığını da söylüyorlar.

Stel ve van Dijk, yalancıların davranışlarından ziyade yüzlerindeki ifadelerinden anlaşılabileceği hipotezini test ettiler.

Stel ve van Dijk’in de belirttiği gibi (sahte duygularla ilgili yapılan literatür taramalarında) kişinin tebessümünün gerçek mi yoksa poz gülümsemesi olup olmadığına karar verebilmek, yalan söyleyip söylemediğini belirlemekle aynı değildir. Mağazaya girdiniz ve sizi karşılayan çalışan yüzünde kocaman gülümsemesiyle size “hoş geldiniz!” dedi. Bunun gerçek bir gülümseme olup olmadığıyla ilgilenmezsiniz bile. Sıcakkanlı davranılmasını bekleseniz, hatta karşınızdaki kişi de o şekilde hareket etse bile bu sizin için gerçekte önemli değildir. Bununla birlikte size çocukluk arkadaşınızı soran bir mütebessim çehreye bilgi vermek veya arkadaşınızı ifşa etmek istemiyorsanız bunu tebessüm etmeyen bir yüz ifadesiyle yapmaya çalışacaksınızdır.

Olumsuz duygusal ifadeler farklı zorluklar sunar, çünkü yalancı insanlar aslında kızgın, mutsuz ve korkmuş gibi görünmeyi iyi beceremezler. Hollandalı yazarların dediği gibi, “Hilekarlar olumsuz duyguları taklit etmede başarısız olmalarına rağmen, naif ve saf gözlemciler bunu fark etmekten adeta acizdirler.” Bütün bu zorluklara rağmen Stel ve van Dijk, doğru yönergeler verildiği takdirde gözlemciler, yalancıları ve doğru söyleyenleri ayırt etmede başarılı olacaklarını ifade ediyor.

İnsanların yalan söyleyip söylemediğini belirtmelerini istemek yerine, kişinin yüzünden anlaşılan duygunun derecelendirmesini istemek daha doğru olur. Onların çalışmalarında sahtekarlığı saptamak için bu iki yaklaşımı kıyaslar ve şuna inanırlar, gözlemciler doğrudan yalanı sorarak anlamaktansa, katılımcının yüzünde beliren duygu ifadesini derecelendirmeleri daha gerçekçi sonuçlar verecektir.

İki çalışmanın ilkinde yüksek lisans öğrencileri yalan söyleyen ve doğru söyleyenlerin yüzlerinin karışık olduğu bir video kaydını tamamen sessiz izlediler. Videoda aktörlere “Sofi’nin Seçimi” (olumsuz duygular) ve “Orman Kitabı” (olumlu duygular) filmlerinin fragmanlarını izlettikten sonra, filmler hakkında yalan ya da gerçek olan duygularını söylemelerini istediler. Tahmin edildiği gibi katılımcıların seçimleri doğru kategorilerde olmadı. Katılımcılardan videoda gördükleri yüzlerin ifadelerini ölçmek için derecelendirmeleri istendiğinde ise olumlu duygulardan daha çok olumsuz duyguları belirlemede başarılı oldukları görüldü. Bu bulgu insanların sahte olumsuz duygular oluşturmasının daha zor olduğu fikrini desteklemektedir.

İkinci çalışmada, daha fazla sayıda katılımcı, daha fazla video ve videoya eklenmiş yüzlerden daha geniş bir duygusal derecelendirme kümesi yer almıştır. Olumsuz duygular ölçeği, yazarların aldatma, pişmanlık, suçluluk, üzüntü, öfke ve endişe gibi ilgili olabileceğine inandığı maddeleri içeriyordu. Bu bulgular, ilk çalışmadakileri doğruladı, katılımcıların videolardaki kişilerin yalan söylemiş olup olmadığını anlayamadıklarını, ancak videolardaki kişilerin kendilerini kötü hissettiğini veya hissetmediklerini belirtebildiğini gösterdi.

Bu etki de hesaba katılınca, araştırmacılar, belki de kişinin olumsuz bir duygu içindeyken yalan söylemede çok başarılı olmadıkları fikrine geri döndüler. Yine de katılımcıların (gözlemcilerin) üzgün, kızgın, incinmiş veya pişman görünen bir kişinin duygularını değerlendirirken kendi yaklaşımlarını değiştirmeleri de mümkün olabilir. Bilindiği üzere insanlar kötü bir ruh halindeyken bilişsel yargıda bulunmada daha iyi olurlar. Desteklediğiniz takımın kaybettiği önemli bir maçın ayrıntılarını, kazandığı bir maçın ayrıntılarından daha iyi hatırlarsınız.  Üzgün birini gördüğünüzde bundan kolayca etkilenirsiniz ve sizin de modunuz düşer. Bu noktada karşınızdakini, hissettiği duygunun nüanslarını daha iyi değerlendirebilirsiniz. İyi ruh hali ise sizi daha evrensel (genel) hale getirir dolayısıyla duygularınızın ne olduğu belirlenirken daha az doğru sonuçlar verir.

Birinin doğru söyleyip söylemediğini anlamak için bu çalışmanın bulgularını lehinize nasıl kullanabilirsiniz? Kendinize karşınızdakinin yalancı olup olmadığını sormayarak başlayabilirsiniz. Böylesi doğrudan yaklaşımla yanlış sonuçlara varacaksınız. Bunun yerine, bir adım geriye gidin ve yargıladığınız kişinin hangi duyguları gerçekten deneyimlediğini hatırlamaya çalışın. Davranışının ve duygusunun çelişip çelişmediğine bakın.  Hollanda’da yapılan çalışmalarda, videolar sözel anlatılara yer vermese de, gerçekte sözel ve görsel emarelere dayalı olarak insanların yargılarını değerlendirirsiniz. Kişinin ifade ettiği duygularla sizde uyandırdığı duyguları karşılaştırın. Sizi inciten biri, pişmanlık duyduğunu söylediğinde aklınıza gelen yöntem de bu değil mi?

Çocukluk arkadaşınızın sözde arkadaşına geri dönersek, kişiyi bir yalancı olarak görmezden gelmeden önce, kişinin anlattıklarını dinlerken hangi duyguların yaşandığını görün. Eğer ifade edilen duygular olumlu ise, yine de doğru bir yargıya varma şansınız olmayacak. Sonuçta kendi geçmişinizle ilgili bilgileri ortaya çıkarmada temkini olmakta fayda vardır ve dikkatli olunmalıdır. Bunun yerine, konuşmanın konusunu daha olumsuz deneyimlere yönlendirin ve ardından kişinin samimi olup olmadığını değerlendirin.

Özetlemek gerekirse, yalanı ve yalancıyı tespit etmede uzman olmak zor. Kendinize kişinin yalan söyleyip söylemediğini doğrudan sormak yerine farklı sorular sormanız, yargılarınızın gerçeğe şaşırtıcı derecede yakın olmasını sağlayacaktır.

Kaynaklar ve İleri Okuma

 

 

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments